Doğru Bilginin Olanağı Problemi Ödevi,Felsefe Ödevleri,
 

Sitede Ara Webde Ara
ÑÂâ¢ã¡a
GУƒЦ’У‚
Makale 06§82rnekl
ÃÆÃ
Jeff Abbott Kuşku
Tüm Arananlar
 
 
 
Felsefe
Doğru Bilginin Olanağı Problemi
Doğru Bilginin Olanağı Problemi.
Bilgi Felsefesinin tartıştığı temel sorun, doğru bilginin olanklılığı sorunudur. Mutlak, kesin bilgilere ulaşıp ulaşamıyacağı sorununa verilen yanıtlar iki başlık altında toplanabilir.
Doğru Bilgi imkansızdır.
İnsanın açık, kesin ve mutlak bilgiye ulaşamayacağını savunan felsefi sistemler, Sofizm, Septisizm (Kuşkuculuk) ve Akademi kuşkuculuğu akımlarıyla karşımıza çıkar.
Sofizm
Sofist Felsefe M.Ö. 5. Yüzyılda, doğa filozofların tepki olarak doğar. Sofistlere göre duyu verileri insanlara göre duyu verileri insanlara göre değiştiğinden kesin bilgilere ulaşmak olanaksızdır. Bu yüzden bilgi görecelidir. (relatiftir).
Protagaros’a göre insan herşeyin ölçüsüdür.
Gorgias ise “Hiç bir şey yoktur. Olsa bile bilinemez. Bilinse bile başkasına aktarılamaz.” diyerek doğru bilginin olanaksızlığını dile getirmiştir.
Septisizm ( Kuşkuculuk, Şüphecilik )
Kuşkucu Pyrhon, verilen her yargının çelişiği için de güçlü nedenler olduğunu söyleyerek, hiçbir konuda kesin yargıya varılmayacağını ileri surer.
Duyumcu (Sensüalist) kuşkuculardan Sextus Empricus’a göre doğru bilgi olanaksızdır.
Çünkü;
Aynı şeyler farklı insanlarda farklı etkiler yapar.
Her insan duyu bakımından farklı yaratılmıştır.
Algılar, içinde bulunduğumuz duruma göre değişir.
Septisizm’in Eleştirisi
Septisizm hiçbir konuda yargıya varmadan her konuda şüphe ederek yaşamayı savunan uç bir görüştür. Anca septisizm, dogmatizmin “mutlak doğrucu” anlayışına karşı insan zihnini uyarmış böylece bilimsel şüphenin doğuşunu artamını hazırlamıştır.
Bilimde şüphe araç, septisizmde şüphe amaçtır. Bilim, doğru bilgiye uylaşana de herşeyden şüphe eder. Oysa septikler yaşam boyu herşeyden şüphe etmeyi savunmuşlardır.
Doğru bilgi olanaklıdır.
Mutlak, doğru bilginin mümkün olduğunu savunan sistem ve felsefeciler, doğru bilgiye nereden, nasıl ulaşılacağı konusunda farklı görüşler ileri sürer.
Rasyonalizm ( Akılcılık )
Rasyonalizme göre, zorunlu, kesin ve genel geçer bilgilere ancak akılla ulaşılır. O halde doğru bilginin kaynağı akıldır.
Duyu organlarının verileri geçici ve doğruluğu kesin olmayan bilgilerdir ve bu verilere güvenilemez. Felsefe evreni ve insanı kavrarken aklı kullanarak doğru bilgilere ulaşılabilir.
Sokrates
M.Ö. 5. yüzyılda yaşamıştır. Sofist göreliliğe (relativizme) karşı çıkmış, bilgilerimizin doğuştan var olduğunu savunmuştur. Sokrates’e göre öğretmenin görevi yeni bir şey öğretmek değil insanın aklında saklı olan bilgileri doğurmaktır.
Sokrates’in bu yöntemine diyalektik adı verilir ve karşılıklı konuşmaya, tartışmaya dayanır.
Platon
Platon’a göre bilginin kaynağı duyu organları olamaz. Çünkü duyu verileri kişilere göre değişir. Oysa matematiğin bilgileri kesindir.
Platon’a göre iki türlü dünya vardır: idealar ve görünenler (fenomenler) dünyası.
İçinde yaşadığımız nesneler dünyası gerçek değildir. Fenomenler dünyası dediği bu dünyanın bilgisi sanı’dır. Gerçek olan idealar dünyasındadır ve bu dünya ancak akılla kavranır. Duyularla kavradığımız fenomenler dünyası idealar dünyasının bir kopyasıdır.
Aristoteles
Aristoteles’e göre idealar nesnelerden bağımsız değildir. İdealar, tek tek nesnelerin özünde tümel kavramlar olarak vardır. Bilginin amacı tekil yani bireysel olanı bilmektir. Çünkü gerçekten var olan tek tek şeylerdir. Ancak tekilin bilgisine genelin bilgisinden yani tümelden ulaşılır. Gerçek bilgi genle yargılara dayanan önermelerdir. Bunun yöntemi de tümden gelim (dedüksiyon)’dir. Tümdengelimin en mükemmel biçimi ise kıyas (tasım)’dır.
Farabi
Farabi’ye göre, bilginin üç kaynağı duyular, düşünce ve akıldır.
Düşünme ve akıl yürütme yoluyla tekil bilgiler biçimlendirilerek hakiki bilgiye ulaşılır. Böylece genel geçer ve kesin bilgi elde edilir.
Farabi’ye göre akıl, iyi ve kötüyü, güzel ve çirkini, doğru ve yanlışı bibirinden ayırarak en yüce erdem olan bilgiye ulaşır; böylece Tanrı’ya ulaşmanın da yolunu bulmuş olur.
Descartes
Descartes, bilgi modeli olarak analiz ve senteze dayanan matematiği benimser. Matematik bilgilerin kaynağı akıldır. Araştırmaları sırasında “metodik şüphe” yöntemini kullanır. Bu yönteme göre;
• Herşeyden şüphe ederim.
• Şüphe ettiğimden şüphe edemem.
• O halde şüphenin kaynağı olan kendi varlığımdan şüphe edemem.
Düşünüyorum, öyleyse varım.
• İnsanın Ben’inde Tanrı kavramı vardır.
• Tanrı’nın yarattığı evrenin varlığından şüphe etmem.
Hegel
Kesin bilgiye akılla ulaşılabileceğini savunan Hegel, duyu verilerinin varlığın özünü vermeyeceğini savunur. Hegel’e göre, gerçeğe, diyalektik adı verilen “kavram”la ulaşılabilir.
Diyalektik, tez, anti-tez, sentez aşamalarından geçerek bilgiyi oluşturur.
>Önce ide (fikir) kavram olarak vardır. (tez)
>İde kendi dışına çıkarak doğayı oluşturur. (anti-tez)
>Kendine yabancılaşan ide ahlak, din, hukuk, sanat gibi alanlarda . terar kendi ruhsal varlığına döner.(sentez)
Empirizm ( Deneycilik )
Doğru bilgiye duyu verileri ve deneyle ulaşabileceğini savunan akımdır. İnsan aklında doğuştan bilgi olmadığını ve bilgiye dış dünyadan gelen deney verileri ile ulaşabileceğini ileri sürer. Bilginin kaynağı deneydir.
Emprizm deneye dayanan fiziği temel alır. Emprizmin ilk örnekleri ilkçağda Epiküros’ta görülür. Ona . göre bütün bilgilerin şlk kaynağı duyudur.
John Locke
Locke, rasyonalizme karşı çıkarak insan aklının doğuştan “boş levha” (tabula rasa) olduğunu savunur. Boş levha deneyler ve alışkanlıklarla sonradan dolar ve bilgiye dönüşür. Locke’a göre insan aklının doğuştan bilgi yoktur.
Locke bilginin oluşumunu hep ikili gruplara ayırarak inceler. Önce bilgiyi oluşturan deney alanını ikiye ayırır.
• Dış Deney ış dünyayı duyularla tanımamızı sağlar.
• İç Deney :Zihinsel işlemlerle içimizde oluşan olayları bildirir. Dış ve iç deney düşünce ve tasavvurlarımızın kaynağıdır. Düşünce ve tasavvurlar da iki biçimde oluşur.
• Yalın tasavvurlar: Duyumlar ve ruhsal olaylarla ilgili tasavvurlardır.
• Bileşik tasavvurlar : Yalın tasavvurları birleştirerek düzenleyen, zihin tarafından üretilen tasavvurlardır.
George Berkeley
Emprizmi, doğrudan duyu algısı olarak kabul eder. Duyu algılarının dışındaki bilgi kaynaklarını raddeden Berkeley, zihnin soyutlama gücü ile elde ettiği kavramların bilgi olduğunu da reddeder.
David Hume
Hume’a göre tek deney alanı vardır. O da dünyayı duyularla . tanımamızı sağlayan dış deneydir. Zihinde yanlızca duyumlar ve izlenimler ile fikirler (idealar) vardır.
Düşünme ilkelerinin kaynağı dış dinyadır. Nedensellik ilkesi aklın zorunlu sonucu değil, olayların ard arda yaşanmasının yarattığı bir “alışkanlık” ya da “çağrışım”dır Olaylar arasında objektif bir nedensellik bağı yoktur.
Ona göre nedensel bilimler yanlızca olaylar arasındaki ilgiyi saptamalı daha ileriye gitmemelidir.
Condillac
Emprizmi tümüyle duyumculuğa (sensüalizm) indirger.
Condillac’a göre tüm bilgilerin kaynağı duyuylardır. Duyu verilerinin dışında hiçbir sonuç bilgi değildir.
İnsanınki gibi iç organları olan bir heykelin dışı mermerle kaplı olduğu için hiçbir etkilenimi olamaz. Ancak heykelin mermer kabukları kaldırılınca duyumlar ortaya çıkar. Böylece heykel ruhsal ve zihinsel bir yaşama ulaşır.
Kritisizm ( Eleştiricilik )
Kritisizm, bilgi teorisine aklı inceleyerek yaklaşmaya çalışır. Bunun için de bilgiyi sağlamada aklın rolünü ve deneyin rolünüayrı ayrı ele alarak rasyonalizmle empirizmi uzlaştırmak ister.

İmmanuel Kant
Kant’a göre “Bütün bilgi deneyle başlar, ama deneyden doğmaz.”
Deney bilginin hammaddesini sağlar, dolayısı ile deney verileri tek başına bilgi değildir. Deney verilerini bir düzene koymak için akla gereksinim vardır. Akılda, deneyden gelmeyen kalıplar vardır. O halde bilgi, deneyden gelen verilerin zihinde doğuştan bulunan ve deneyden gelmeyen kategorilerde düzenlenmesi ile elde edilir.
Pozitivizm ( Olguculuk )
Doğa bilimlerinin hızlı bir biçimde geliştiği 19. yüzyılda doğmuştur. Felsefi sistemler yaşadıkları çağın özelliklerinden etkilenerek biçimlenir. Pozitivizm’de 19. yüzyıla damgasını vuran doğa bilimlerinden etkilenerek doğmuştur.
Pozitivizm ancak duyu verilerine ve deneye dayanan olgusal dünyanın bilinebileceğini ve bu bilgiye de bilim aracılığı ile ulaşılabileceğini savunur.
Auguste Comte
Pozitivizmin kurucusu Comte’ye göre, insan yanlızca, duyu verilerine dayanan dış dünyayı bilebilir. Deneyle denetlenemeyenher . türlü felsefisoru anlamsızdır. Bu yüzden, olguların arasında yatan nedenler değil, olguların arasındaki ilişkilerin bilgisine ulaşmayı amaçlamak gerekir. Felsefe, deney sonuçlarını sistemleştirerek ahlak, din, siyaset gibi alanlarda kullanmalıdır. Felsefenin görevi bilimin içine karışan matefizik unsurları, bilimden ayıklamak olmalıdır. Comte, insanlığın bilimin egemen olduğu pozitif döneme ulaşana kadar üç aşamadan geçtiğni söyler.
1. Teolojik Dönem : İlkel toplumlar dünyayla ilgili tüm sorunların yanıtlarını tanrıda ve tanrısal güçlerde aramışlardır.
2. Metafizik Dönem : Bu dönemde insanlar dünyayı soyut güçlerle açıklamaya çalışmış ve felsefe bu döneme damgasını vurmuştur.
3. Pozitif Dönem : Bu dönemde insan dünyayı doğa yasaları ile açıklama yolunu seçmiştir, tüm soruların yanıtları bilimde aranmıştır.
Analitik Felsefe
Analitik Felsefe, felsefeye bilimlerin dilini analiz etme işlevi yükler. Böylece felsefe, düşünsel bir etkinlik alanı olmaktan çıkar, yanlızca dil analizleri yapan bir alan haline getirilir. Felsefe, bilimlerin dilini çözümleyecek, onların kavram yapılarını araştıracaktır. Bunu yaparken de sembolik mantığı kullanactır.
Neo pozitivizm (Yeni pozitivizm) yada mantıkçı . empirizm adıyla da anılan analtik felsefe, felsefeyi modern (sembolik) mantık alanı olarak görür.
Ludwig Wittgenstein
Vitgenştayn’a göre dilin sınırları ile gerçekliğin ve düşüncelerin sınırları aynıdır. O halde dilde kullanılan anlamlı önermeler gerçekliğin yansımalarıdır. Varlık ancak dili bilmekle olasıdır. Bu nedenle doğruya dil analizleri ile ulaşır. Dil ile anlatılamayan konularda susmak gerekir.
Entüisyonizm ( Sezgicilik )
Kesin ve değişmez bilgilere sezgi aracılığı ile ulaşılabileceğini savunan akımdır.



H. Bergson
Bergson’a göre doğru bilgiye sezgi ile ulaşılır. İnsanları bilgiye ulaştıran iki yeti vardır; Zeka ve içgüdü.
Zeka, madde dünyasının durgun halini kavratır. İçgüdü, sürekli hareket ve değişim içinde olan gerçek . yaşamı kavratır. Böylece madde dünyasının anlık bilgilerini veren zeka ile değişen yaşamın bilgilerini veren içgüdünün birleşmesinden sezgi oluşur ve insan kesin ve değişmez bilgilere ulaşır
Zeka + İçgüdü = Sezgi
Gazali
Orta çağ islam dünyasında Gazali sezgiyi, hakikate götüren tek kaynak olarak kabul eder. Gazali’ye göre duyularla elde edilen verilere güvenilmez. Akılda her konuyu kavramada yetersiz kalır. Nitekim akla dayalı bütün felsefi sistemler birbiri ile çatışmaktadır. Gazali’ye göre kesin bilgiye iman ile ulaşılır ama akla da gereksinim vardır. Bilginin temelinde akıl olmasına karşın, onu kesin bilgiye dönüştüren “iman”dır.
İmana dayanan din, akla dayanan felsefeden her zaman üstündür. Kesin bilgi, Tanrı bilgisidir. Tanrı bilgisine de iman ve sezgiyle ulaşılır.
Pragmatizm ( Faydacılık )
Bilgiye fayda açısından yaklaşan pragmatizm bir yaşam felsefesidir. Amerika Birleşik Devletlerinde doğan bu akım, felsefi bir olmanın ötesinde geniş halk kitlelerinin yaşam biçimine dönüşmüştür.
Temeli ilkçağ filozoflarından sofistlere kadar inen pragmatizm bilgiyi fayday dayandırır. Pragmatizm’e göre, ne ki faydalıdır o bilgidir, ne ki bilgidir o faydalıdır.
WilliamJames
İnsanın temel amacının kendini korumak olduğunu söyleyen James bilgiyede bu açıdan yaklaşır. Ona göre doğrular pratik yaşam içinde, eylem içinde oluşur. Doğruluğun ölçütü faydadır. Bilimlerin verileri, pratik yaşamımıza kolaylaştırıyorsa, bilgidir. Yaşamda insanların gereksinimleri sürekli değişir. Bu yüzden doğrulukta bu değişime paralel olarak değişir.
John Dewey
Dewey’e göre düşünce, doğadan yaralanmayı sağlayan, mutlu olmayı öğreten bir araçtır. Dewey, insanın biyolojik işlevinden yola çıkarak, bilgiye çevreye uyum sürecini sağlayan bir araç olarak bakar.
Pragmatizm felsefeyi metafizik sorunların dışına taşıyarak yaşanan olgularla sınırladığından pozitivizme yaklaşır. Ancak faydanın zamanla değişebileceğinden söz etmesi de bu akımın relativist yönünü ön plana çıkarır.
Fenomenoloji ( Görüngübilim )
Fenomenoloji, pozitivizmin duyusan verileri yani olguları ön plana çıkaran anlayışına karşı “genel objeler”in ruhsan olarak kavranabileceği anlayışını ortaya koyar. Görünenler içinde bulunan “öz” doğru bilgidir ve bu öz ancak bilinçle kavranır.
Edmund Husserl
Husserl, fenomen kavramını olay karşılığında değil, görünenlerin içindeki . öz olarak kullanır. Bu yüzden ona göre, gerçek bilgiye özden ulaşılabilir. Bilginin bir yanında subje, diğer yanında obja vardır. Subje, obje dünyasındaki özleri bilebilir ve bu özler subjeye önceden verilmiştir. Bilgiye ulaşmak için duyuların sağladığı verilerden vazgeçip, bilinci ve özü incelemek gerekir.
Husserl, felsefenin bütün bilimlerin özlerini ortaya koyan bilimler bilimi işlevini de üstlenmesini ister.


Çıkabilecek Sorular
1. Felsefi ve bilimsel bilginin özellikleri
2. Felsefenin din ve sanatla ilişkisi
3. Sofist ve septiklerin özellikleri
4. Platon’un idealar dünyası
5. Ariston’un tümel önermeleri
6. Dekart’ın rasyonalizmi
7. Hegen’in diyalektiği
8. John Locke’un empirizmi
9. David Hume’un empirizmi
10. Kant’ın zihin kategorileri
11. Comte’nin pozitivizmi ve üç hal yasası
12. Witgeştayn’ın çözümleyici felsefesi
13. Gazali’nin sezgiciliği
14. Husserl’in fenomenolojisi

Ekleyen: Dersler - 03.01.2012 - 1354 Okuma - 0 Yorum
« Önceki Sonraki »
Bu Bilği Hakkında Ne Düşünüyorsunuz?
 
Bu Bilği İçin Yorum Yapılmadı. İlk Olmak İster misin?
İsminiz
E-Mail
Yorum
Resimdeki Sayı 211B
 
.
Felsefe
Jacques Derrida (1930-200
Epikuros
Michel Foucault
Sokrates
Kierkegaard
Thales
Nietzsche
Yaşamın Ayrıntıları
Sokrates
Bilim Felsefesi 1
Bilim Felsefesi 2 Devami
Bilim Felsefesi 3 Devami
Mantıksal-matematiksel Ze
Felsefe Sözlüğü..r...
Felsefe Sözlüğü..n...
Felsefe Sözlüğü..l...
Felsefe Sözlüğü..j...
Felsefe Sözlüğü..f...
VaroluŞÇuluk Nedİr?
Sosyalİzm Nedİr?
Tüm Felsefe

 
 
Copyright © 2007 ders.sevdamisali.net Her Hakkı Saklıdır. BuSrA & KaaN | Bilği Arşivi | Bize Ulaşın
0.0252 saniyede üretildi. //V3.1
Dostlarımız:  Bilği - Sohbet

Siteni Ekle Sitekayit.com Ödev

Tarot Falıma Bak
Dantel Örgü Lif Modelleri Ödev Kapakları Oktay Usta Yemek Tarifleri [Dantel Örgü Modelleri Oya] Araba Yarışı Oyunları[Fikra Diyari][1] [2] [3] [5] [6] [7] [8] Örğü Örğü SevDA Hikayeleri

Valid XHTML 1.0 Transitional Valid CSS! [2012 Saç Modelleri]